logo

Kılıcın Yapamadığını Kül ile Yapan CEVRİ KALFA

3yorhan

3yorhan
orhanyusuf@gmail.com
Kılıcın Yapamadığını Kül ile Yapan CEVRİ KALFA

Bazıları O’nun için; “Bir çömlek külle hanedan kurtaran kadın”, Bazıları “Koca ailenin hayatını borçlu olduğu kişi”, Bazıları “Osmanlı Tahtını Kurtaran Kadın”, bazıları da “Osmanlı hânedanının istikbalini kurtaran kadın” dedi. Cevri Kalfa… Yaşantısı ve hayatının tüm kısımları ayrıntılı olarak bilinmeyen bu gözü pek cariye için belki de ne kadar kıymetli söz söylense azdır.
Bir çok kahramanın yapamadığını, yapmaya cesaret bile edemediğini yapmıştır.
1808 de vuku bulan olaylar şöyle gelişir;

Sultan III. Selim tarafından devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması şeklinde tertiplenen Nizam-ı Cedid hareketi ve destekleyici ıslahatlar, 1805 sonrası çeşitli isyanlarla sarsılmıştı. Yeni düzenin getirdiği değişiklik, Kanun-ı Kadim (Eski Düzen) fikrine alışık olan güruhlarca tepki yağmuruna tutulmuştu. Ardından da Sultan III. Selim, 29 Mayıs 1807 yılında tahttan indirilerek harem dairesine kapatılmıştı. Zorbalar tarafından tahta oturtulan IV. Mustafa ise etkin olmayan bir padişah olarak III. Selim’in yerini aldı.

Sarayda olup bitenlerden geç haberi olan dönemin etkili asker ve devlet adamı;

Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa’nın sarayda kapalı tutulan Sultan Selim’i tekrar tahta oturtmak ve ıslahatlara devam ettirmek amacıyla İstanbul’a gelmesi üzerine yeniçeriler tekrar harekete geçti. IV. Mustafa ise saltanatını kurtarmak istiyordu. Bu amaçla, amcaoğlu III. Selim’in ve kardeşi Şehzade Mahmut’un idamını emretti. Saray dışında Rumeli askerleri kapıları zorlarken, saray içinde idamı emredilen eski padişahın ve şehzadenin dairelerinde kanlı bir kovalamaca sürüyordu

III. Selim, cellâtlarıyla boğuşarak katledildi ve cesedi asiler tarafından Arz Odası’nın önüne konuldu.23 yaşındaki genç Şehzade Mahmut ise yalnız değildi. Cevri Kalfa tarafından saray içinde dar bir koridor olan Altın Yol’dan geçirilerek üst katta bulunan kalfanın kendi dairesine kaçırılmıştı. Ancak, asilerin durumu çok geçmeden fark etmeleri ve şehzadenin kaçırıldığı yere yönelmeleri üzerine Cevri Kalfa, bu kez farklı ve kesin bir yol izledi. Yardımına koşan Enderun Ağaları’na şehzadenin, kendi odasındaki baca bölümünden dama çıkarılmasını söyledi ve eline geçirdiği bir çömlek külü kargaşadan faydalanarak cellâtların gözlerine attı. Böylece harem, Cevri Kalfa’nın kişiliğinde Osmanlı Tarihindeki son etkin rolünü oynadı.

Alemdar Mustafa Paşa saraya girer girmez III. Selim’in cesediyle karşılaşınca ağzından şu sözler dökülür; “Vay efendim, ben seni tekrar tahta oturtmak için gelmiş iken, kör olası gözlerim bunları mı görecekti? Ben şimdi katillerden intikam almayayım da neyleyim”.

Olayların gelişiminden ikinci hedefin Şehzade olduğunu anlayan Rumeli askerleri, Cevri Kalfa ve müstakbel padişahın yardımına koşarak, onları gözleri kül ile yakılmış cellâtların ellerinden kurtardı. Akabinde Şehzade Mahmut padişah ilan edildi.

Sultan II. Mahmut, saltanatından hemen sonra Cevri Kalfa’ya minneti göstermek için onu Harem-i Hümayun hazinedarlığına getirdi. Ardından, makam taltifiyle kalmayıp Büyük Çamlıca’da özel bir köşk ve geniş bir arazi bahşederek kendisine canı pahasına yardım eden kadını onurlandırdı. Cevri Kalfa’nın 1819 yılındaki vefatından hemen sonra Sultan Mahmut’un on bir yıl önce yaşanılan vakaya karşı vefasını gösteren Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi ve çeşmesi de yaptırıldı. Sultan 2. Mahmut vefalı adammış vesselam.
Cevri Kalfa Çerkez asıllıdır. Çocuk yaşta cariye olarak saraya alınıp usta hocalar nezaretinde yetiştirildi. Çok zeki ve kabiliyetli bir hanımdır.

Etiketler:
267 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?
#

Kılıcın Yapamadığını Kül ile Yapan CEVRİ KALFA” için 1 yorum

  1. T : diyor ki:

    Alemdar Mustafa paşa da kötü bir sonla karşılaşıyor. Adamcağız barut fıçılarini patlatıyor ve baya bı yeni ceriyi de öldürüyor. Ama hayatta kalanlar adamın yanmış cesedini çıkartıp İstanbul sokaklarında dolastiriyorlar. Öldükten sonra da cesede rahat yok. Hitler boşuna cesedini Rusların bulmamasını istiyor. Adamlar cesedi bile isteklerine göre evirip çevirirler diyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 40 Ton Altın’ın Hikayesi

    11 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tarih

    40 Ton Altın'ın Hikayesi ve Baş Rostolar Bir Umut Hikayesi Serisi devam ediyor. 40 Ton Altın'ın Hikayesi Başlıyor Burada dinleyecekleriniz gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek kurgulanmış olabilir. Ufukta kara gözüktü. Suvari Bey heyecanlıdır. Yol boyunca Çarkçıbaşı ile görüşmüş bir aksilik çıkmaması için tanrıya dua etmiştir. Yolu uzun, yükü ağırdır. Tayfa yükten habersiz ama yükün önemini kaptanların ciddiyetinden anlamıştır. Korumalar eşliğinde bu gemi limana yanaşır.  Nihayet büyük yük ve büyük emanet Kitauların ülkesine ulaştırılmış...
  • Cin Nedir? Cinlerin Özellikleri Nelerdir?

    30 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Cin, duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen, ateşten yaratılmış, ruhanî varlıklara verilen bir addır. Kuranı Kerimde Rahman Süresi 15.inci ayette şöyle tanımlanmaktadır: Cinleri dumansız, saf alevden yarattı. “CİN” adıyla bilinen gerçeği itibarıyla insan gözü tarafından görülemeyen bazen de sahip oldukları özellikler dolayısıyla, bazı insanlara maddemsi görüntüler verebilen canlılardır. Kur’ân-ı Kerîm’de “CİN” kelimesiyle tanımlanan; halk arasında “peri”, “dev”, “hayalet”, “cin”, “ecinni” diye bilinen; görüntülerine gö...
  • Kozan mı? Lozan mı?

    23 Temmuz 2020 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Politika, Tarih, Tüm Manşetler

    Tarihsel süreçleri tüm yanlarıyla değerlendirmek gerektiğinden Lozan görüşmelerini ve Kozan ilçesinin tarihsel bağlarını araştırmak gerekiyor. Lozan gündeme geldiğinde Ermenilerin sesi çok çıkar Kozan dendiğinde de eski Kilikya Ermenilerinin sesi çok çıkarmış. Her yıl 24 temmuz da Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış olduğu Lozan Barış Antlaşması gündeme gelir. İsviçre'nin Lozan (Lausanne) şehrinde 1923 Türk Kurtuluş Savaşı sonunda, yeni Türk devleti ve diğer imzacı ülkeler arasında yapılan barış antlaşması ile Türkiye’nin tam bağımsızlığını bütün...
  • 1683 : Merzifonlu’dan Murat Giraya Mektup

    09 Temmuz 2020 Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler

    Akıp giden yaşam çizgisi genel olarak bir matematiksel eğri veya doğru parçası ile tarif edilir. Bu yaşam çizgisi üzerinde inişli çıkışlı eğriler bazen de kırılmalar bulunur. Yapılan hataların büyüklüğünü anlatmak için kırılma noktası diye tabir ettikleri anlar veya süreçler de bulunur. Futbol takımları 90 dakikalık bir maçta nasıl hatalar yapıp yenilgi alıyorlarsa Devletler ve topluluklar da telafisi olmayan hatalar yapabiliyor. Bu hatalardan birisi bizim geçmişimizde, 1683 yılında yaşandı. Kazandığımız 1071,1453,1923 gibi tarihleri iyi biliri...