logo

11 Eylül 2020

40 Ton Altın’ın Hikayesi

admin

admin
destek@sitemolsun.com
40 Ton Altın’ın Hikayesi

40 Ton Altın’ın Hikayesi ve Baş Rostolar

Bir Umut Hikayesi Serisi devam ediyor.

40 Ton Altın’ın Hikayesi Başlıyor

Burada dinleyecekleriniz gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek kurgulanmış olabilir.

Ufukta kara gözüktü. Suvari Bey heyecanlıdır. Yol boyunca Çarkçıbaşı ile görüşmüş bir aksilik çıkmaması için tanrıya dua etmiştir. Yolu uzun, yükü ağırdır. Tayfa yükten habersiz ama yükün önemini kaptanların ciddiyetinden anlamıştır. Korumalar eşliğinde bu gemi limana yanaşır.  Nihayet büyük yük ve büyük emanet Kitauların ülkesine ulaştırılmıştır. Suvari Bey Başe Rostos’un emrini başarı ile yerine getirmekten dolayı mutludur.

Kitauların rikasları bu gemideki esrarengiz durumdan haberdar olmuşlar ve gemiyi uzun süredir takibe almışlardı. Yük limana çekilince ağırlığı anlaşıldı, büyük bir koruma eşliğinde teslimat tamamlandı. Yükün cinsi anlaşılınca rikasların fareleri ortaya çıktı, Baraniler de altının kokusunu 10 kilometreden almışlardı. Onlar da toplanıp geldiler. Bir taraftan rikaslar bir taraftan polis araçları gözüktü. Ortalık mahşer yeri gibi oldu. Bağrışmalar, telsiz sesleri, siren sesleri bir birine karışırken Başe Rostos  tüm rostolardan gizlice bir planı için önemli bir adımı atmıştı. O artık Kitauların ülkesini içten gizlice fethedecekti. Onun gizli bir miranı vardı, miran Umut’tu. Umut ise yıllar öncesinden verilen sözlerden habersiz Kitauların ülkesinde rikasların zulmü altında yaşıyordu. Lacimlerin ilahına tapıyordu ve Başe Rostos  demonlar ile bunu öğrenmişti. Başe Rostos’un en önemli ve gizli bilgi kaynağı demonlardı.

Milenyumun şafağında gerçekleştirilen tarihin kayda değer önemli ve gizli bu teslimatı Kitauların ayakta kalmasını sağladı. Bazen kader ağlarını başka türlü örüyor. Başe Rostos  Kitauları yönetmek isterken kurt kapanına yakalanacaktı. Umut ise kurt kapanları arasında habersiz yaşamaya devam ediyordu.

Kitaular

Kitauların ülkesi 100 yıldır süren iç savaşla harap olmuş, halkı fakir ve bitkin halde idi. Ülkeyi rikaslar yönetirdi. Bir darbe ile rikaslar yönetimi ele almış eskiye ait ne varsa yok etmişlerdi. 6 Bin yıllık tarihlerini yok sayıp Büyük Haşmetli Lamalakiye tabi oldular. Lamalaki artık heryerde idi. Mutlak hakim Lamalaki olmuştu. Rikaslar büyük savaşlar verdiler, kahramanca savaştılar, topraklarının büyük bölümünü kaybettiler buna rağmen kendilerini başarılı bulup kurtarıcı ilan ettiler. Bu savaş döneminde gizlice önce Frizlere tabi oldular Büyük Haşmetli Lamalaki öldükten sonra da Amazonlara tabi oldular. Büyük savaşlardan sonra rikaslar çok ezilmişti, dayanılamayacak acılar yaşadılar ve sonunda kazandılar, esaretten kurtuldular. Herşeyin bedeli olduğu gibi bu savaşların da bir bedeli vardı. Aşırı derecede negatif oldular ve kendi halklarına düşman oldular,  rikasların zulmüne uğramayan neredeyse hiçbir zümre kalmamıştı.

Ülkenin yüzde elliden fazlası piçti, Kitauların ülkesinde beş kardeşin beşi birbirine benzemezdi, aynı aileden hem sarışın hem esmer olurdu, kardeşin birisi zayıf kısa boylu iken bir tanesi uzun boylu olabilirdi. Halkın yüzde doksanı geri zekalıydı, yüzde doksan beşi ise hırsızdı. Takritlerde ise hırsızlık oranı yüzde doksan sekizdi, yani aşırı radikal Takrit guruplarından  her yüz kişiden sadece ikisi hırsız değildi.

Lamalaklar eli ile  devlet başkanlarını, yöneticileri, inanç sistemini, magazin programından, ideolojilere, kanaat önderlerinden sanatçılara kadar seçimleri rikaslar yapar ve bunları halka tanıtırdı. Rikaslar Büyük Haşmetli Lamalakiye büyük saygı duyar ve ona tam bağlı idiler. Kitauların ülkesinde saygın bir şekilde yaşayabilmek ve makam-mevki sahibi olabilmek için Lamalak olmak gerekiyordu. Bu nedenle çok fazla sahte Lamalak vardı, hatta aşırı bir grup Lamalakist tarikatini kurmuştu. Büyük Haşmetli Lamalakiye ibadet eder ve onun aziz ruhu ile aydınlanırlardı. Buna rağmen ülkede anti Lamalak gruplar da vardı. Lamalakların en büyük düşmanları Takritlerdi. Zaman zaman ülkede tansiyon artıyor Takritler ve Lamalaklar çatışıyordu. Takritler köklerine bağlı, geleneklerin dışına çıkılmasına karşı çıkıyordu. Yeni nesil ise rikasların kontrollü sistemi ile Lamalak olarak yetiştiriliyordu.

Rostoların İntikamı

Başe Rostos  bütün dünyayı rostolaştırmak istiyordu ve bu hedef için Kitauların ülkesinde uzun süredir çeşitli çalışmalar yapıyorlardı. Hedefine ulaşmak için Umut onun için iyi bir şanstı. Rikasların zulmü, taciz ve tecavüzleri artarak devam ediyordu. Kraplardan bir grup kişmiş rikasların tecavüzlerini ve Vaç köyünde yaptıkları zulümleri ıspatladılar. Bölge halkından bir fesat pakraduni Keto da olay yerine ulaşır. Rikasların zulmü hat safhaya ulaşmıştır. Daha önce rikaslarla husumeti olan Kraplar durumu Başe Rostos’a iletirler. Seksenlerde yaşanan bu olay Başe Rostos’u çok kızdırmıştı. Tüm dünyayı rostolaştırmak isteyen Başe Rostos  bu durumu fırsat bildi. Kitauların tecavüzlerine karşılık rostolar da Lacim dininden olan Kalkanlar coğrafyasında yaşayan Koşnaklara saldırır ve çocuk, kadın, yaşlı demeden katliam yaparlar, kutsal yerleri yakıp yıkarlar. Kitaular çaresizce izlerler. Dünya olup biteni henüz anlayamamıştır. Kitauların ülkesindeki sessiz çoğunluk da Lacim dinindendi. Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovalarken ve herşey bitti.

Kara Partinin Zaferi

Rikaslar Baranilerle birlikte çaldıkları altınları gizlice sakladılar. Bol bol saçıp savurdular, yıllarca çalışarak bu kadar altın kazanamayacaklarını biliyorlardı. Bu yüzden çok mutlu idiler bir taraftan da korkuyorlardı. Vakit çok geçmeden Baranilerin öncülüğünde iki parti kuruldu. İki parti de ilk seçimde ciddi çıkış yakaladı. Kitauların ülkesinde Takritler de boş durmadı iki başbakan adayı hazırladılar birisi M. Kazan. diğeri Kara Hoppa. Rikasların tamamı Lamalaki değildi, bir kısmı Büyük Lamalakiyi kurtarıcı olarak görmüyordu. Rikaslardan Lacim dininden olan bir azınlık gurup Umut’a ulaştılar, Umut henüz çocuktu yine de yetişkinler gibi düşünüyordu ve bir talimat verdi, M. Kazan Umut’un adayı oldu ve Kerlin’de yapılan büyük miting konuşması çok ses getirdi. Bundan çok etkilenen ve Büyük Lamalakiye yapılan itirazlar Rikasları kızdırmıştı, bu nedenle M. Kazan saf dışı bırakıldı, türlü türlü işkencelere uğradı, insan beynini değiştiren, hafızayı silen ve telkinlere açık hale getiren, düşünmeyi zorlaştıran ilaçlarla önce delirtildi sonra da medya eli ile küçük düşürüldü. Bu durumdan sonra Takritlerin diğer adayı Kara Hoppa da bir varlık gösteremedi. Umut bilmeden de olsa Takritlerin safındaydı, bu durum Başe Rostos’u çok ama çok kızdıracaktı. Çünkü Başe Rostos altınları Umut için göndermişti. Umut ise Lacim dinindendi ve dinde ileri giden aşırı bir gurup olan Takritlerle birlikte hareket ediyordu. Rikaslar Kara Parti’nin önündeki tüm engelleri kaldırdılar ve Kara Parti seçimi büyük bir zaferle kazandı. Kitauların ülkesinde uzun bir süre teyip çalacaktı…

 

Zehirli Altınlar

Rikasların Baranilerle yaptığı gizli ittifak siyasi birliği de beraberinde getirdi. Önceki dönemlerde olduğu gibi yine rikasların adayı hükümeti kurdu. Ekonomik bunalımdayken bir anda hazineleri de altınla dolmuştu. Yepyeni bir siyasi model oluşturmak istediler ve yeteri kadar bütçeleri de artık vardı. Bu dönemde rikaslar tüm gurupları hakimiyetleri altına aldılar, güçlüydüler. Öyle bir adamı dolandırmışlardı ki ne çaldık diye bildiler ne de Başe Rostos dolandırıldım diyebildi.

Çok geçmeden rikasların zulmü karşısında Başe Rostos tekrar harekete geçti. Amazonların reisi Push ile görüştü, Push dindar bir insandı Başe Rostos’a itaat ederek orduyu savaşa hazırladı. Ordudaki hareket bütün dünyada yankı buldu. Amazonların generalleri Kitauların ülkesine geldi. Savaş öncesi incelemelerde bulundular, bu savaşa anlam verememişlerdi. Yaklaşık 50 yıldır süren ittifak her an bozulabilirdi. Amazonların generalleri sorunu incelerken Umut’a ulaştılar ve Umut’un gizlenen dramı ortaya çıktı. Umut’da Vaç köyündendi ve bütün ailesi perişan olmuştu. Umut üvey evlat olarak başka aileye verilmişti ve bundan haberi dahi yoktu. Köylülerin bir kısmı Umut’u saklamış ve rikasların zulmünden kurtarmıştı, Umut henüz ölümü tatmamıştı. Amazonların generalleri karşılaştıkları tablo karşısında ne yapacaklarını bilemediler. Kitauları korku sardı, Amazonları karşılamak için generallerini ve saygın kurumlarından IT’i gönderdiler. IT Rikasların ve hükümetin güvenilir bilgi kaynağı servisi idi. Amazonların generallerini karşıladılar ve çözüm için çırpınıyorlardı. Yaptıkları zulümlerin bu safhaya geleceğini hiç düşünmemişlerdi. Amazonlarla savaşı asla göze alamazlardı, ordularındaki bütün modernizasyonu neredeyse Amazonlara borçlu idiler. Üstelik Başe Rostos’un gönderdiği 40 Ton altını da çalmışlardı. Krapların dostu fesat Keto’yu Başe Rostos’a gönderip el öptürmüşlerdi ve Keto’ya bir de banka kurmuşlardı. Keto’ya bölgede Başe Rostos için çalışıyor izlenimi vermişlerdi ve bu sayede kurtulduklarını sanıyorlardı. Oysaki  Başe Rostos nasıl intikam alacağını çok iyi biliyordu, Amazonları Kitauların ülkesine o göndermişti. Kitaular köşeye sıkışmıştı, hem zalimlikleri ortaya çıktı, hem de hırsızlıkları bundan sonra işleri her zamankinden daha zor olacaktı. Devletlerinin yıkılması dahi söz konusu idi.

Kitauların Derinleri harekete geçti Amazonları ikna etmeye çalıştılar bir tarafta Umut gerçeği varken Kitaular çaresizce çırpınıyorlardı. Umut’un yaşadığı varoş mahallesine neredeyse tüm devlet erkanı gitti. IT reisi durumu anlatılabilecek şekilde Umut’a anlattı ve sana bağlı ne dersen o olacak dedi. Umut’ önce dinini sonra ülkesini düşündü. Amazonlara başkası yapmış desek mesela dermanda birileri yapmış diyelim belki giderler dedi. Derman Kitauların dilinde uzak anlamına geliyordu aynı zamanda Derman isimli bir ülke de vardı ki Amazonların silahlandırması ile Kerman ülkesi ile sürekli savaşıyorlardı. IT servisi hazırladıkları bir planı devreye soktular. Amazonlu generalleri Umut’la görüştü Umut tam bir Kitau milliyetçisi çıktı, koca koca generalleri fırçaladı onları yerden yere vurdu, haksız da değildi Amazonlar dünyanın çeşitli yerlerinde milyonlarca insanı katletmişlerdi. Ve kaçınılmaz savaş yaşandı Kitaular son anda kurtuldular ve Allah’ın sopası sekerek Dermanların ülkesine gitti. Dermanlar Amazonların vahşi saldırılarına maruz kaldılar 1,5 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Kitauların yaptığı zulümler ve hırsızlık daha büyük bir felakete yol açmıştı. Kitaular bunu saklamak zorunda kaldılar. Savaşa sebep oldukları yetmemiş gibi utanmadan bir de Amazonları destekleyen ifadeler de bulundular. Bundan sonra Kitauların ülkesi yalanlar ve ihanetlerle uçuruma doğru sürüklenecekti…

 

 

 

 

 

 

Etiketler: » » » »
201 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kahlenberg(Alaman Dağı)

    23 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Politika, Tarih, Tüm Manşetler

    Bazılarına göre Kahlenberg deyince akıllara Danimarkalı ünlü futbolcu Thomas Kahlenberg gelebilir. Oysa tarihimizin dönüm noktalarından birisi olan bir muhaberenin yaşandığı yerin adıdır Kahlenberg. Günümüzde orta Avrupa da olan Viyana’ya gelen herkesin çıktığı veya çıkarıldığı, İstanbul’daki Çamlıca tepesine benzeyen tepedir. 12 Eylül 1683'te Osmanlı İmparatorluğu ile Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu orduları arasında yapılan meydan muhasebesi Kahlenberg Muharebesi ya da Osmanlıların verdiği isimle Almandağı Muharebesi olarak bilinir. Muhar...
  • 40 Ton Altın’ın Hikayesi

    11 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tarih

    40 Ton Altın'ın Hikayesi ve Baş Rostolar Bir Umut Hikayesi Serisi devam ediyor. 40 Ton Altın'ın Hikayesi Başlıyor Burada dinleyecekleriniz gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek kurgulanmış olabilir. Ufukta kara gözüktü. Suvari Bey heyecanlıdır. Yol boyunca Çarkçıbaşı ile görüşmüş bir aksilik çıkmaması için tanrıya dua etmiştir. Yolu uzun, yükü ağırdır. Tayfa yükten habersiz ama yükün önemini kaptanların ciddiyetinden anlamıştır. Korumalar eşliğinde bu gemi limana yanaşır.  Nihayet büyük yük ve büyük emanet Kitauların ülkesine ulaştırılmış...
  • Cin Nedir? Cinlerin Özellikleri Nelerdir?

    30 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Cin, duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen, ateşten yaratılmış, ruhanî varlıklara verilen bir addır. Kuranı Kerimde Rahman Süresi 15.inci ayette şöyle tanımlanmaktadır: Cinleri dumansız, saf alevden yarattı. “CİN” adıyla bilinen gerçeği itibarıyla insan gözü tarafından görülemeyen bazen de sahip oldukları özellikler dolayısıyla, bazı insanlara maddemsi görüntüler verebilen canlılardır. Kur’ân-ı Kerîm’de “CİN” kelimesiyle tanımlanan; halk arasında “peri”, “dev”, “hayalet”, “cin”, “ecinni” diye bilinen; görüntülerine gö...
  • Kozan mı? Lozan mı?

    23 Temmuz 2020 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Politika, Tarih, Tüm Manşetler

    Tarihsel süreçleri tüm yanlarıyla değerlendirmek gerektiğinden Lozan görüşmelerini ve Kozan ilçesinin tarihsel bağlarını araştırmak gerekiyor. Lozan gündeme geldiğinde Ermenilerin sesi çok çıkar Kozan dendiğinde de eski Kilikya Ermenilerinin sesi çok çıkarmış. Her yıl 24 temmuz da Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış olduğu Lozan Barış Antlaşması gündeme gelir. İsviçre'nin Lozan (Lausanne) şehrinde 1923 Türk Kurtuluş Savaşı sonunda, yeni Türk devleti ve diğer imzacı ülkeler arasında yapılan barış antlaşması ile Türkiye’nin tam bağımsızlığını bütün...