logo

04 Haziran 2020

Uzaylılar Aslında Cinler Mi? UFO Gerçeği

admin

admin
destek@sitemolsun.com

Son zamanların tartışma konusu olan UFO yani “Unidentified Flying Object” tanımlanamayan uçan nesne olarak bilinen canlılar zaman zaman gündemi meşgul ediyor. Biz bu yazıda UFO ve cin ilişkisini irdeleyeceğiz. UFO ve uzaylı ırkları reptilyanlar gerçekte cin mi? Uzaylilar diye kendilerini tanıtan Cinler mi? Cinlerin uydurduğu galaksiler ve kendilerini Allah yerine koyan cinlerin çelişkilerini bu yazıda anlatacağız.

İnsanları, İSLÂM DİNİ gerçeklerinden uzaklaştırmayı vazife edinmiş olan Uzaylı görünümündeki bazı Cinler Şeytan’ı inkâr edip, insanın kendi hayalinin var ettiği bir güç gibi empoze ederler. Şeytaniyet vasfına sahip olan cinler kendilerini Uzaylılar olarak tanıtan ve iddia eden şeytanî “Cin”ler verdikleri bilgilerde kendilerinin ALLÂH olduklarını iddia ederek tebliğ verdikten sonra, “ALLÂH” kavramını da bakın nasıl küçültüp, basitleştirip, insanları ATEİSTLİĞE sürüklemekteler. Şimdi nakledeceğimiz şu satırları lütfen dikkatle tetkik ediniz.

ALTIN ÇAĞ, BİLGİ KİTABI Fasikül: 46, Sayfa: 443

“Şu an sizlerin alışılagelmiş bilinç, bütünlüğünüze belki ters gelebilir ama, sizlere bugüne kadar ALLÂH diye tanıttığımız “O” dahi bu odakta kaba madde formuna dönüşerek, sizler gibi BEDENLENİP, sizlerin arasında yaşayarak, TEK DÜNYA DEVLETİNE dördüncü düzen çerçevesinde bizzat kuracaktır.”

Evet, devam ediyoruz naklimize… Aynı kitap, Sayfa: 445

“Her bir ilk Gürzün ana çekirdeği olan ilk dünyada, yaşam oluşturulurken, ALLÂH diye bahsedilen “O” bütünsel güç, her zaman kaba madde formuna dönüşerek, daima o ilk dünyalara adımını atmıştır. Enerji yoğunluğu ile dünyayı dölleyip, düzenini kurmuş ve yeniden yerine dönmüştür…”

Dikkat ediyorsunuz herhâlde… Bedenlenen, gelen, sonra tekrar yerine dönen bir “ALLÂH”!!! Daha bitmedi. Devam ediyoruz… Aynı kitap, Sayfa: 446…

“Şimdi de Beta Gürzünün ilk ana çekirdeği olan BETA NOVA dünyasına ALLÂH yani “O” bedenli olarak inmiş bulunmaktadır. Sizler ile bu yüzden yakın plandan temastayız. Artık bu, “O” denilen güç, oluşturduğu ve oluşturacağı çekirdek dünyalarda, hakiki insansal potansiyelleri beklemektedir. Daha önce de söylediğimiz gibi, şu BETA GÜRZÜNÜN ilk çekirdek dünyası ile ilk evreni oluşmuş durumdadır. Ve ilk Beta mini atomik oluşuncaya kadar, ALLÂH, kaba madde formu ile insanlar arasında, İNSAN OLARAK YAŞAYACAK ve kendisini sizlere BİZZAT tanıtacaktır.”

Kendilerini Uzaylilar diye tanıtan Cinlerin, “ALLÂH” kavramını ise kendi kitaplarından incelemeye devam edelim: ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI Fasikül: 46, Sayfa: 447 1991 dördüncü ay

“Ancak artık “O” denilen güç, yani ALLÂH, sizlerin öz enerji merkezinizde oluşmuş olan kendi öz enerjisini, şimdi sizlerden bir bir çekerek, dürülen evrenler nizamına, yeni bir nizam getirmektedir. Ve şu an ALLÂH, sizdeki olan gücünü, sizlerden teker teker toplayarak, KENDİNDEN DAHA GÜÇLÜ OLAN İNSANSAL GÜCÜ kendisiyle başbaşa bırakacaktır. Sizlerden kazandığı güçler ile, şimdi “O” da, sizin gibi kaba madde formunu oluşturarak, insansal bir görünüm ile, BETA NOVA’da BEDENLENMİŞTİR…

Uzayli dostlarımız(!) bu BEDENLENMİŞ ALLÂH(!) konusunda bizi bir hayli bilgilendirdikten ve aydınlattıktan(!) sonra artık sıra, direkt ALLÂH’tan mesaj almalarına gelmektedir: Buyurun… Aynı fasikül, Sayfa: 451’e bakalım

“Bugüne kadar “O” diye tanıdığınız ALLÂH benim. Evet şaşırmayın, Şu an Ben de BEDENLİ OLARAK Beta Nova’da yaşamaktayım. Omega boyutundaki UHUD Dağında yaşıyan BÜYÜK BABA benim fermanlarımı O dağdan evrenlere, kâinatlara yansıtmaktadır. (Uhud dağı kristal bir dağdır.) Sistemlerimde bulunan her bir çekirdek dünya, aynı sizin dünyanızın ikizleridir. Aslında BÜYÜKBABA da böyle bir çekirdek dünyada oturur. Benim şu an Beta Nova’da OTURUP, sizleri beklediğim gibi. İSA, O’nun oğludur. Ancak, buradaki cinsel üretim bedensel değil, DÜŞSEL’dir. O gen, aşı tohumunu CEBRÂİL’den almıştır. Artık sizler ile iki dost gibi konuşma zamanı gelmiştir…

Cinlerin yazdırdığı bu kitapta “Şimdiki RAB, RAN Gezegeninin Başkanı olan, herkesin BÜYÜK BABA diye bildiği RANTİMUS’tur.” İfadesi yer almaktadır. Uzaylıların göndermiş olduğu kutsal kitaptaki tebliğe göre Dünya’nın Rabbi diye bilinen Tanrı, bir Gezegenin başkanıdır. O gezegenin adı da “Ran”dır. Dünya’nın Rabbi, “Rantimus” isimli “Cin”dir.

Aldatmacadan başka bir şey bilmeyen cinlerin hemen her şeyleri terstir. Yazılarından, ayaklarına kadar. “Ran”ı da tersten okuduğunuz zaman karşınıza “NÂR” kelimesi çıkar. “NÂR” ise ateş demektir. Nitekim Kurân’da da cinlerin “nâr”dan meydana gelmiş oldukları vurgulanır. “NÂR” gezegeni “ATEŞ” gezegenidir ki cinlerin ortamı da ateş ortamıdır. CİNLER bu boyuta “Omega” boyutu ismini vermektedirler. Yani, ışınsal yapı boyutu. Cinlerin buradaki reislerinin adı da kendi tanımlamalarına göre Rantimus’tur.

“UFO”LAR UÇAN DAİRELER

Önce kendilerini Uzaylı diye tanıtan, daha sonra da, kendi “Tanrılarının çok itaatkâr kulları CİNLER” olduklarını açıklayan cinler, UFO’ları bakın nasıl açıklıyorlar:

“Bizler, Tanrının düzen kurucu mekanizma elçileri olarak, sizlere bu yoldan yardımcıyız. Sizlerin UÇAN DAİRE (yani UFO) dediğiniz diskler, bizlerin iletişim aracıdır.”

Gerçekte cinlerle görüştükleri hâlde, onları Uzaylı sanan son derece iyi niyetli, saf kardeşlerimiz pek çok uçan daire veya kısa tanımlaması ile UFO görmektedirler. Hatta yine, pek çoğu bu UFO’lara bindirilmekte, tarif edilemeyecek renkler, ışıklar görmekte, bitmez tükenmez uyanık rüyalar görmektedirler. Ancak ne varki, hiçbir zaman ortada somut bir şey mevcut olmamaktadır!.. Uzaya, bir yığın yıldızlara, galaksilere gidebilmekte; ama buna karşılık bu uçan dairelerden birisiyle bir anda İstanbul’dan Antalya’ya veya Ankara’dan, İzmir’den, Londra’dan İstanbul’a gelememektedirler!!! Sözde lafta hadsiz hesapsız şeyler ortaya atılmakta, ama buna karşılık, fiiliyatta ortada hiçbir somut olay görülememektedir.

Uçan dairelerle kandırdıkları insanlara, kâh Rab, kâh Ulu Ruh, kâh Uzaylı dostlar, kâh da Allâh olarak, medyumluk yoluyla tebliğ veren zaman zaman da kendilerini Cebrâil isimli melek olarak tanıtıp, buna inanılmasını istemektedirler. Semavi dinlerdeki birçok tarikatte de benzer söylemler mevcut.

Bu uzaylıların işi gücü, insanları, aldatmak, kandırmak, umutlandırmak, korkutmak, seçilmiş kişiler olduklarına inandırarak gururlarını okşayıp hükümleri altına almakdır. Evet, kendilerinin kâh “Cin” ya da “Şeytan” olduklarını açıklayıp, gerçekte, çok iyi varlıklar(!) oldukları masalıyla insanları kandırmaya çalışan; kâh da Uzaylı kurtarıcılar olduğu masalını yutturmaya çabalayan bu varlıklar; çoğunlukla da insanların gururlarını pohpohlayıp, seçilmiş varlıklar olduklarına onları inandırarak hüküm altına almaya gayret göstermektedirler.

Kur’ân-ı Kerîm’in çok önemli bir uyarısına bir kere daha kulak verelim. Bakın En’am Sûresi’nde geçen bir âyet ne diyor: “…EY CİN TOPLULUĞU, GERÇEKTEN İNSANLARIN ÇOĞUNLUĞUNU HÜKMÜNÜZ ALTINA ALDINIZ!..”

Cinlerin, çeşitli isimler altında insanları yönetimleri altına almaları konusundaki Kur’ân uyarısı, düşünebilen beyinler için son derece önemlidir. Cinlerin, kendilerini Uzaylılar diye tanıtarak verdikleri tebliğlere inanan insanların çok çok büyük bir kısmının, temelde İslâm ve Tasavvuf düşünce sistemi üzerine alt yapıları mevcut değildir. Bahsedilen konular üzerinde, Kurân’ın görüşü nedir, o konuda Allâh Rasûlü ne demiştir, hiç haberleri yoktur. Normal şartlarda konuşulagelenin çok değişiği olarak, bu bilgilere rastlanınca, hâliyle inanmaktadırlar… Üstelik… Cinler, bu kişilerin çoğunda halüsinasyon türü, uzaylı – uzay gemili rüyalar veya uyanıklık hâlinde görülen imajlar da göstermektedirler ki, artık onlar için inanmaktan başkaca bir yol kalmamaktadır.

Cinlerin insanları kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır: Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabul ettirmektedirler. Mesela dini ciddiye almayanlara başka; dinle ilgilenene ise bambaşka şekilde yaklaşmaktadırlar; tıpkı tasavvufa meyli olana da bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak yaklaşmaları gibi…

Uzaylı ve Uzay gemileri, Uçan daireler, UFO’lar kandırmacasına dair bir örnek verelim.

Bu bölümde de size bazı UFO’larda yaşadıklarını söyleyen veya çeşitli gezegenlerden geldiklerini beyan eden cinlerin, kendilerine inanan medyumlara verdikleri bazı bilgiler:

UZAYLI GABRİEL (CEBRÂİL)

“Yeryüzündeki Evlatlarım, beni uzaktan işitin. Üzerinde çok zaman harcadığım ve üzerinde, daha yukarıya getirilecek olanları almaya hazır olduğum UZAY GEMİSİYİM. Sananda’nın (İSA) doğduğu gece Beytlemhem’in üzerinde nöbet tutan aynı UZAY GEMİSİYİM. Meryem Ana’ya görünen Gabriel (Cebrâil) Ben’dim. Yakında yeryüzünde duracağım. Yoldaşları, Uzay Gemisindeki bir inisiyasyon için hazırlıyacağım. Sizlerin arasından, Sirius Yıldızına alınacak olan bazıları hazırlanacaklar; bazıları da Clarion denilene. Diğerleri ise Venüs ve Mars’a gidecekler. Yeryüzünün çocuğu bunun için, bu Yeni Çağ, Işık Çağı bekliyor.

UZAYLI ZOLTON

Ben, ZOLTON, sizi sevgi ve barış içersinde selâmlarım. Size, Vela Sektör merkezinden selâmlar iletirim. Burada size yakında Güneş sisteminizi etkileyecek olan durumların kısa bir özetini vermek istiyorum. Meskûn olan 7 planetin (Merkür’den Satürn’e) hepsi de dengeleme koşullarından geçmektedir. Sizin planetiniz, birkaç sebepten ötürü, devinme olayına ait precessional değişimin oluşturacağı duruma maruz kalacak. Sizin planetiniz ötekilere nazaran çok daha dengesiz durumdadır. Ve siz bu durumdan dolayı, onlara kıyasla, yeryüzündeki halkı korumada âciz kalıyorsunuz. Öteki planetlerin her biri uzay araçlarına sahip olduklarından ve hayat kurallarına göre işler gördüklerinden, kendi halklarını kurtarabileceklerdir. Âfetlere yol açacak olan jeolojik hareketler, aşağı yukarı üç gün sürecektir. Bu sürede okyanustan kıtalar çıkacak, adalar kaybolacak, med-cezir dalgaları hâlen deniz seviyesinin yaklaşık 180 metre yukarısına kadar yeryüzünü süpürecektir. Dünya beşerlerine, daha yüksek yerlere taşınmalarına ilişkin birçok sözde kehânet verilmiştir. Bu aptallıktır. Çeşitli sistemlerden gelen araçlar ve halk, Scharee Sisteminin komutası altında, yeterince taşıyıcı konvoy ve iniş aracı ile, tüm nüfusunuzu 15 dakikalık bir süre içinde yeryüzünden almaya hazırdır. Söz konusu durum hızla yaklaşmaktadır. Bir tarih veremeyiz ama, şundan kesinlikle emin olunuz ki, bu duruma tamamıyla hâkimiz ve yeryüzündeki niyetleri ve yaşantıları ile buna hak kazanan çaresiz halk kitleleri büyük bir hızla toplanacaklardır. Bu durum, daha fazla sayıda kasırgılar, faal hâle geçen yanardağlar hortumlar, depremler, med-cezir dalgaları, planetler ve felâket şartları kaydetmenizle giderek daha belirgin hâle gelecektir. Planetiniz bir dengeliliğe ulaştıktan sonra, kara ve okyanus olacaktır. Ve gemilerimiz halkınızı yeryüzüne geri getirecektir.” YENİ ÇAĞ (UZAY GÜNEŞ VAKFI)

 

Kalifornia’daki YENİ ÇAĞ Gruplarından Solar Space Foundation’ın yöneticisi olan UFO temascısı Robert Short, UFO Review dergisinin yayımcı editörü T.G. Beckley’e şu açıklamalarda bulunmuştur:

“Kanaatim şudur ki, Mianlara Uzaylıların 2011 yılında yeryüzüne geri döneceklerine ilişkin kehânetler verilmiştir. Ancak, bu tarih bizim takvimimize dayalı olmadığından, çok daha önce gerçekleşeceğinden eminim. 1981’in ortalarına doğru, bir kitlesel inişe tanık olacağımıza inanıyorum. Bu iniş, Büyük Piramitte (Keops) ortaya çıkarılacak ve Mısır’da kadim astronotların bulunduğunu kanıtlayacak olan yeni keşiflerle aynı zamana rastlayacaktır. Söyleyebileceğim kadarıyla, daha başka inişlerin izleyeceği tek bir büyük iniş vuku bulacak, bundan sadece hükümet başkanları haberdar olmayacaktır. Her meslekten birçok dünyalı bu inişlerle ilgili olacaktır. İniş, ABD’nin güney batısında yer alacaktır. Uzay Gemisi geniş bir düzlüğe inecek ve araç 20-30 metre çapında olacaktır. İçinde, kendi uygarlıklarının temsilcileri olan bayanlar ile erkeklerden oluşmuş karma bir mürettebat bulunacaktır. İniş o tarzda olacaktır ki, ilk kez, bu zamanda dünyamıza geliş sebeplerini tam olarak açıklayacaklardır. Uzaylılar, yeryüzünün kabuğunda oluşmaya başlayacak ve depremler ile dünya çapında felâketlere yol açacak olan aşırı derecedeki yer değişimlerinden ötürü gelmektedirler. Herkesin bu değişimlerden haberdar olması için, radyoyu, telefonları ve televizyonu kullanabilirler.”

Bilgi Çağına Giriş 1981-1982” isimli Uzaylılarla görüşüldüğüne inanan bir grup tarafından çıkartılan bir kitaptan yaptığımız bu alıntılar 1980-1981’de olacak olaylardan bahsediyordu. Ancak unutmayalım ki, cinlerin en büyük özellikleri palavracılık ve yalancılıktır!..

Atarlar, ya tutarsa!..

Atarlar, ya yutarsan!..

Atarlar, kanarsan, aldanırsan!

Esasen, bu NESLİN KIYAMETİ yaklaştığı zaman, yeryüzünde çeşitli tabii âfetlerin artacağı, depremlerin, yanardağ patlamalarının, üç büyük yer yarılması ve batma olayının meydana geleceği, yalancı “peygamberlerin” türeyeceği ve nihayet “Deccal” lakablı kendisinin ALLÂH olduğunu söyleyen olağanüstü bir varlığın yeryüzünde insanları kendisine tâbi kılacağı ve onun da Hz. İsa, tarafından ortadan kaldırılacağı 1400 küsur yıl önceden Hz. Muhammed (aleyhisselâm) tarafından haber verilmiştir. Bu konu da hadis kitaplarında çok açık seçik bilgiler vardır, ki bunların bir kısmı da tahakkuk etmiştir. Nitekim, bugün yeryüzünde pek çok peygamber(!) yaşamaktadır. Kimi insanları Uzay Dinine davet etmektedir, kimi de falanca yıldız ya da galaksideki TANRISINA… Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın bildirmiş olduğu “ALLÂH” kavramını anlamış olanlar, bu yalancı peygamberlere ve Deccal’e aldanma tehlikesinden kendilerini rahatlıkla koruyabilir. İşte, bu gerçeklerden haberi olmayan saf, iyiniyetli, meraklı, araştırıcı dostlarımız, “Din hurafedir” diye de şartlandıkları için, dinî gerçeklerden habersiz oldukları için, çok rahatlıkla bu tür, bilgisi yetersiz olan MEDYUMLARA inanmakta ve böylece de cinlerin kucağına düşmektedirler. Sizi sıkmamak için daha fazla detaya girmiyorum. Ama inanın ki, Uzaylılar adı altında cinlerin verdikleri tebliğler içinde, öylesine büyük saçmalıklar vardır ki, çocuklarınız dahi önce gülerler, sonra da bir kenara koyup “daha zevklidir” diyerek çelik-çomak oynamaya giderler…

Kaynaklar:

ALTIN ÇAĞ, BİLGİ KİTABI

Ruh İnsan Cin Kitabı Ahmed Hulusi

Etiketler: » » » » » »
310 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 40 Ton Altın’ın Hikayesi

    11 Eylül 2020 Köşe Yazıları, Tarih

    40 Ton Altın'ın Hikayesi ve Baş Rostolar Bir Umut Hikayesi Serisi devam ediyor. 40 Ton Altın'ın Hikayesi Başlıyor Burada dinleyecekleriniz gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek kurgulanmış olabilir. Ufukta kara gözüktü. Suvari Bey heyecanlıdır. Yol boyunca Çarkçıbaşı ile görüşmüş bir aksilik çıkmaması için tanrıya dua etmiştir. Yolu uzun, yükü ağırdır. Tayfa yükten habersiz ama yükün önemini kaptanların ciddiyetinden anlamıştır. Korumalar eşliğinde bu gemi limana yanaşır.  Nihayet büyük yük ve büyük emanet Kitauların ülkesine ulaştırılmış...
  • Cin Nedir? Cinlerin Özellikleri Nelerdir?

    30 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Cin, duyu organlarıyla algılanamayan, çeşitli şekillere girebilen, ateşten yaratılmış, ruhanî varlıklara verilen bir addır. Kuranı Kerimde Rahman Süresi 15.inci ayette şöyle tanımlanmaktadır: Cinleri dumansız, saf alevden yarattı. “CİN” adıyla bilinen gerçeği itibarıyla insan gözü tarafından görülemeyen bazen de sahip oldukları özellikler dolayısıyla, bazı insanlara maddemsi görüntüler verebilen canlılardır. Kur’ân-ı Kerîm’de “CİN” kelimesiyle tanımlanan; halk arasında “peri”, “dev”, “hayalet”, “cin”, “ecinni” diye bilinen; görüntülerine gö...
  • Kozan mı? Lozan mı?

    23 Temmuz 2020 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Politika, Tarih, Tüm Manşetler

    Tarihsel süreçleri tüm yanlarıyla değerlendirmek gerektiğinden Lozan görüşmelerini ve Kozan ilçesinin tarihsel bağlarını araştırmak gerekiyor. Lozan gündeme geldiğinde Ermenilerin sesi çok çıkar Kozan dendiğinde de eski Kilikya Ermenilerinin sesi çok çıkarmış. Her yıl 24 temmuz da Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış olduğu Lozan Barış Antlaşması gündeme gelir. İsviçre'nin Lozan (Lausanne) şehrinde 1923 Türk Kurtuluş Savaşı sonunda, yeni Türk devleti ve diğer imzacı ülkeler arasında yapılan barış antlaşması ile Türkiye’nin tam bağımsızlığını bütün...
  • 1683 : Merzifonlu’dan Murat Giraya Mektup

    09 Temmuz 2020 Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler

    Akıp giden yaşam çizgisi genel olarak bir matematiksel eğri veya doğru parçası ile tarif edilir. Bu yaşam çizgisi üzerinde inişli çıkışlı eğriler bazen de kırılmalar bulunur. Yapılan hataların büyüklüğünü anlatmak için kırılma noktası diye tabir ettikleri anlar veya süreçler de bulunur. Futbol takımları 90 dakikalık bir maçta nasıl hatalar yapıp yenilgi alıyorlarsa Devletler ve topluluklar da telafisi olmayan hatalar yapabiliyor. Bu hatalardan birisi bizim geçmişimizde, 1683 yılında yaşandı. Kazandığımız 1071,1453,1923 gibi tarihleri iyi biliri...